Brunson'ın anne ve babası teşekkür etti

Brunson'ın anne ve babası teşekkür etti

15.10.2018 - 14:58 - 1 271

Amerikalı rahip Andrew Brunson'ın anne ve babası, Kuzey Carolina'daki evlerinin kapılarını Amerika'nın Sesi Türkçe muhabiri Mehmet Toroğlu ve kameraman Tezcan Taşkıran’a açtı. 

Ron ve Pamela Brunson, "En nihayetinde Türkiye'de kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiğini" belirterek, oğullarının serbest kalmasından dolayı "kendisine (Erdoğan'a) müteşekkir" olduklarını söyledi.

Brunson çifti, Türkiye'de hala tutuklu olan diğer Amerikalılar'ın da ailelerine kavuştuğunu görmek istediklerini söyleyerek, ''Tüm masum insanların özgür kalabilmesini isteriz. Kurunun yanında yaşın da yandığını biliyoruz. Türk ya da Amerikalı, masum olan herkesin serbest kalabilmesini umuyoruz'' diye konuştu.

'Erdoğan ve Türkiye için dua ediyoruz' diyen baba Ron Brunson ve anne Pamela Brunson, Başkan Donald Trump'a da özellikle teşekkür ederken, "Trump olmasa Andrew özgür kalmayabilirdi" ifadesini kullandı.

Anne ve baba Brunson, tüm yaşananlara rağmen oğulları Andrew'in Türkiye'ye duyduğu sevgide en ufak bir azalma olmadığını da vurguladı.

Amerika'nın Sesi Türkçe ekibi, rahip Andrew Brunson'ın anne ve babasıyla yaptığı röportajın bir kısmını dün yayımlamıştı.

İşte dün yayımlanan o röportajın tamamı:

VOA Türkçe: “Önce duygularınızı alalım. Oğlunuzun 2 yılın ardından artık özgür olduğunu öğrendiğinizde neler hissettiniz? Bize biraz duygularınızı anlatır mısınız?”

Ron Brunson: “Önce eşime vereyim sözü.”

Pamela Brunson: “Umutla iyimser olmaya çalıştık. O kadar çok kez çıkacak diye düşündük ki, çok heyecana kapılmaya korktuk. Serbest kaldığını öğrenince havalara uçtuk. ‘Tanrı dualarımızı kabul etti’ dedik. Geceyi kilisedeki grubumuzla Andrew özgürlüğüne kavuşsun diye dua ederek geçirdik. Özgürlüğüne kavuşacağından emin değildik. O nedenle olumlu anlamda sürpriz oldu bizim için.”

Ron Brunson: “Bu dördüncü duruşmasıydı. Üçüncü duruşmada serbest kalacak diye düşündük. Perde arkasında çabanın gösterildiği ve üçüncü duruşmadan sonra ayrılması için planların yapıldığını duymuştuk. Ama işler öyle gelişmeyince ‘Tanrı’nın bir bildiği var, bir amacı var’ diye düşündük. Perşembe gecesi kilisede dua ederken, herkes 'Tanrı bir şeyler yapacak' diye bekliyordu. Bizse hala emin değildik. Bütün gece dua etmiştik. Eve geldiğimizde saat sabah 6’yı biraz geçiyordu, yattık. Hala bir haber gelmemişti. Sabah saat 10’da biri aradı, ‘Duydunuz mu? Andrew serbest’ dedi. Hala resmi bir açıklama duymamıştık. İki yıldır beklediğimiz şey gerçekleşiyor diye çok heyecanlıydık. Ama sanıyorum bir şey görene, onunla konuşana kadar da temkinliydik. Artık güvende ve ailesiyle birlikte olduğu için rahatladık. İki yıl boyunca çok sayıda insan inancını kaybetmeyerek bizim yanımızda oldu. Tüm dünyadan onbinlerce insan onun için dua etti. Amerikan yönetimine gösterdiği çaba için müteşekkiriz. Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Pompeo, Kongre üyeleri ve bizimle irtibatta olan, ‘Çabalıyoruz, elimizden geleni yapıyoruz’ diyen senatörlerin hepsine müteşekkiriz. Ama her şeyin ötesinde, Tanrı’ya şükrediyoruz. Duaları kabul edip cezaevinin kapısını açıp Andrew’nun serbest kalmasını sağlayan o.”

"ÜZGÜNDÜ, KORKMUŞTU VE ŞOKTAYDI"

VOA Türkçe: “Biz de burada pek çok kişiyle konuştuk. Kimle konuştuysak herkes rahip Brunson’ı yeniden burada göreceği için çok heyecanlı. Hepsi de onun eve dönebilmesi için dua etmiş. İki yıl boyunca eminim rahip Brunson’ın kilisesinde de dua etmişlerdir. Peki, bu iki yıl sizin için nasıl geçti? Ne gibi zorluklar yaşadınız?”

Pamela Brunson: “Yedi ay boyunca Türkiye’deydim tutuklu olduğu dönemde ona yakın olmak istedim. Cezaevine girdiğinde yıkılmıştı. Üzgündü, korkmuştu ve şoktaydı. Bunu atlatamayacak diye düşündük. 18 kilo vermişti. İnsanlar özel toplantılarda biraraya gelip onun için dua ediyordu. Ama içerden o kadar güçlü ve inançlı çıktı ki bunun olduğuna üzülemiyorum. Çünkü şimdi Tanrı onun için ne planladıysa hepsine, her şeye hazır.”

Ron Brunson: “Elbette bu zor zamanı inancımız sayesinde atlattık. Çünkü fiziksel olarak onun yanında olamıyorduk. Ne buradaki hükümetimiz ne de Türkiye’deki hükümet üzerinde kontrolumuz vardı. Elimizden bir şey gelmiyordu. Tam doğru ifadeyi bulmaya çalışıyorum. Dua etmek dışında ona yardımcı olabilme gücümüz yoktu. İhtiyaç duyduğunda çocuğuna yardımcı olamamak anne-baba için bir hayal kırıklığı. Ama Tanrı’nın bizi sevdiğini, Hz. İsa’nın bizi sevdiğini ve Hz. İsa’nın bu dünyaya bizim günahlarımız için ölmek amacıyla değil, aynı zamanda hayatta karşımıza çıkabilecek her durumu atlatmak üzere bize güç vermek için geldiğini öğrendiğimiz inancımıza tutunabilmeyi başardık. Kızımız öldüğünde, oğlumuz kanser olduğunda Meksika’dan Amerika’ya dönmek zorunda kaldığımızda hep bunu hissettik. Tanrı’nın bizim yanımızda olduğuna, ihtiyaç duyduğumuz gücü bize vereceğine inandık. Çok zor bir dönemdi çünkü elimizden bir şey gelmiyordu. İçinde bulunduğu durumu değiştirecek gücümüz yoktu. Ama onu seven bir Tanrı’nın olduğunu, onun bunu atlatmasına yardımcı olacağını biliyorduk. Biz de üzerimizdeki bu yükü Hz. İsa’ya verdik. Çünkü Hz. İsa der ki 'Ağır bir yükünüz varsa bana verin ben taşıyayım.’ Biz de öyle yaptık. Bu süreci de o şekilde her şeyin Tanrı’nın elinde olduğuna inanarak atlattık. Aile olarak yaşadığımız onca şeyde Tanrı bizim yanımızda oldu. Biz de ona sığındık güvendik.”

"MASUM İNSANLAR HAPİSHANEYE GİRMEZ Kİ..."

VOA Türkçe: “Oğlunuzla ilgili suçlamaları gördüğünüzde ne düşündünüz? Ne hissettiniz? Öfke duygusu yaşadınız mı? Böyle bir şey aklınıza gelmiş miydi? Ne düşündünüz?”

Pamela Brunson: “Hemen onun yanına gitmiştim. Oğlumu gördüm, dedim ki ‘Sen bir şey yapmadın ki, Andrew korkma hapse girmeyeceksin’. O da bana ‘Emin misin?’ dedi. Ben de dedim ki ‘Tabii, masum insanlar hapishaneye girmez ki’. Onu cezaevine gönderdiklerinde oradaydım. Ailesinden ayrılırken eşi Norine’den ayrılırken ağladığını gördüm. Başına gelenleri görmek şoke ediciydi.”

"GAZETELERDE OĞLUMUZU YANSITMAYAN BİR SÜRÜ ŞEY YAZILDI''

VOA Türkçe: “Peki, ne oldu da sizce 25 yıl Türkiye’de yaşadıktan sonra birden bire terör örgütü üyesi olmakla suçlandı? Bunun sebebi neydi sizce?”

Ron Brunson: “Türk hükümetinde darbe sonrasında çok fazla karışıklığın olduğu bir döneme denk geldi. Türkiye’de suçu başka insanların üzerine yükleme konusunda yoğun bir çaba ve propaganda vardı. Gülen’le ya da kurumuyla bir şekilde alakalı olan-olmayan herkes tutuklanıyordu, içeri alınıyordu. Biz de oğlumuz için yaptığını iddia ettikleri şeyleri yapmış olamaz dedik. Sonra Andrew için dediler ki ‘CIA ajanı’. Darbenin planlanmasına yardım ettiğini iddia ettiler. ‘Bu bizim oğlumuz olamaz’ dedim. Böyle bir şey yapmış olamaz. Türkiye’de gazetelerde oğlumuzu yansıtmayan bir sürü şey yazıldı çizildi. O yüzden karakterinde olmayan şeylerle suçlanmasına şaşırmıştık. Öyle yetiştirilmedi. Bunun için orada değildi. Türk halkını hep çok sevdi, Türk hükümetine karşı asla bir şey yapmadı. Yanlış ve haksız şekilde böyle suçlandığını görmek çok zordu.”

Pamela Brunson: “Kızımın sözlerini burada tekrarlamam lazım. Kızım demişti ki ‘Üçüncü duruşmada Andrew ayağa kalktı ve dedi ki Tanrı beni ve günahlarımı günahlarımı affettiği için ben de benim hakkımda yalan ifade veren herkesi affettim’. Eğer masum olan bir insan bunu orada söyleyebildiyse, biz de bağışlayıcı olabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan için ve ülke için dua edebiliriz.”

"EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİRİ..."

VOA Türkçe: “Sizle görüştüğünde Türkiye ile ilgili izlenimlerini ya da endişelerini paylaştığı oldu mu? Türkiye hakkındaki düşünceleri nasıldı?”

Pamela Brunson: “Ben anlatayım. En büyük sorunlardan biri kilisedeki görüş ayrılığıydı. Milliyetçiler Türk olmayanların, mültecilerin olmasından dolayı öfkeliydi. Andrew ise sürekli ‘Biz bir aileyiz Hz. İsa ile birlikte, birbirimizi sevmeli koruyup kollamalıyız’ diyordu. Ama kimse dinlemiyordu. Hala ‘onlar bizim gibi değil, biz onlardan değiliz’ gibi düşünceler dile getiriliyordu. Andrew ise sürekli Tanrı’nın yolunu anlatmaya çalışıyordu. Bu insanların bazıları sorun çıkarınca kilisede uyumsuzluk yarattıkları için kiliseden atıldılar. Ve bu insanların bazıları da gelip Andrew aleyhinde tanıklık yaptı.”

Ron Brunson: “Suriye’den mülteciler gelmeye başladığında Andrew Tanrı’nın kendisine sınıra gidip sırtlarındaki birkaç parça eşya haricinde bir şeyleri olmayan bu insanlara yardım etme görevini verdiğini hissetti. Aylarca Suriye sınırında bu tür yardım çalışmaları yaptılar. Eşimin de biraz önce söylediği gibi kilisede bazı insanlar yardım etmeye pek hevesli değildi. Çünkü Suriye’den gelen insanlardan bazıları Kürttü. Zor bir durumdu. Siyaseten görüşleri öyleydi. Bu durum hoşlarına gitmedi. Bu insanların bir kısmı mülteci olarak İzmir’e göç etti ve oraya yerleşti. Bazıları da kiliseye gelmeye başlayınca kilise içinde görüş ayrılığı baş gösterdi. Bazıları kiliseden gönderildi. Eğer düşmanı affedemiyorsan, insan sevemiyorsan, İncil’in öğrettiğini yapamıyorsan ayrılmak zorundasın. Yaşanan sorunun sebebi buydu. Andrew ve eşi ise Türk halkını çok sevdi. Kalabilseler yine kalırlardı. Hatta bize bir ara dediler ki ‘Amerika’ya dönmeyi planlamıyoruz, Türkiye’de yaşamak burada kalmak istiyoruz, burada olmayı seviyoruz’ diyorlardı. Ama olanlar onların cesaretini kırdı çünkü artık Türkiye’de kalamayacakları bir gelecekle karşı karşıya kalmışlardı.”

Pamela Brunson: “Kilisenin kapısı herkese açıktı. Her inançtan insan, merak eden herkes geliyordu. Sihler, Müslümanlar, Hıristiyanlar…Hepsi aynı kilisedeydi. Andrew kimseye ‘Sen hıristiyan mısın, sen müslüman mısın, Kürt müsün, Suriyeli misin?’ diye sormazdı. ‘Gelmek isteyen herkes gelebilir’ derdi. Herkes de gelirdi kiliseye. Sokaktan geçenler bazen gelir dinlerdi. Ama hiç siyaset karışmazdı.”

VOA Türkçe: “Peki hiç Türkiye’ye ilk gittiği dönemle şimdiki dönemi kıyasladı mı? Endişesini dile getirdi mi? Hoşgörü seviyesi açısından?”

Ron Brunson: “Latin Amerika kültürü ve başka kültürler içinde yaşadığımızdan çocuklarımız başka kültürlerin bilincinde olarak yetişti. Andrew ve ailesi Türk kültürünü sevdi.”

"KOŞULLAR GÜVENLİ OLURSA TÜRKİYE'YE YİNE SEVE SEVE GİDERLER''

VOA Türkçe: “Türkiye’ye gitmeyi kendi mi istedi?”

Ron Brunson: “Evet kendi istedi. Eşiyle birlikte gidebileceği başka ülkeler de vardı. Pakistan ve Mısır. O Türkiye’yi seçti. Daha önce ikisi de Türkiye’ye gitmemiş olmalarına rağmen Türkiye’ye gitmek istediler. ‘Tanrı bizim orada olmamızı istiyor’ diye orayı seçtiler.”

VOA Türkçe: “Onları ne çekti Türkiye’de? Kültür mü? Neden Türkiye’ye gitmek istediler?”

Ron Brunson: “Tanrı sizi belli bir yol çizer. Biz de 18 yıl boyunca Meksika’da görev yaptık. Sonra Amerika’ya döndük, 7 yıl burada kaldık. Bir gün eşim dedi ki ‘Tanrı bizi Rusya’ya çağırıyor’. Bazen Tanrı size seslenir, 'Buraya gidin, orada görev yapın' diye.”

VOA Türkçe: “Yaşanan bunca şeyden sonra oğlunuzun yeniden Türkiye’ye gitmesini ister misiniz, yoksa bu kez engeller misiniz?”

Ron Brunson: “Bence seve seve giderler yine. Güvende olacakları koşullar olursa gitmekten mutluluk duyarlar. Biz de onların gidebilmesinden mutluluk duyarız. Çünkü Tanrı’nın size verdiği göreve ve sizin yapmanızı istediği şeye bağlı kaldığınızda, gitmenizi istediği yere gidersiniz.”

Pamela Brunson: “Tehlikeli olsa bile.”

Ron Brunson: “Evet tehlikeli olsa bile. Andrew ve Norine bugün Beyaz Saray’dayken ‘Biz de bilmiyoruz, hayatımızın geri kalanında Tanrı bize ne yapmamızı istediğini söylesin, yol göstersin’ dediler. Tanrı ‘Türkiye’ye dönün’ derse dönerler. Çünkü Türkiye’yi, kültürü ve halkı seviyorlar. Türkiye’de siyasi durum daha istikrarlı olsa, yeniden bizi yakalayıp hapse atmayacaklarının garantisi olsa yeniden giderler. Ama şu anda kafalarında bunun tehlikeli olabileceğine ilişkin bir düşünce var.”

"İLK GİTTİKLERİNDE TÜRKİYE DAHA AÇIKTI, MİSAFİRPERVER BİR ÜLKEYDİ"

Pamela Brunson: “İlk Türkiye’ye gittiklerinde ülke daha açıktı. Misafirperver bir ülkeydi. Bu kadar Amerikan karşıtlığı yoktu. Herkes bizi ve onları hoş karşılamıştı. Dost edindiler. Amerikalı arkadaşları yoktu, arkadaşları hep Türk'tü. Ama şimdi korkarım insanlar onlara büyük bir öfkeyle bakıyor. Olanlardan onlar sorumluymuş gibi görüyorlar.”

Ron Brunson: “Üçüncü duruşmadan sonra Başkan Trump bazı isimlere yaptırım uyguladığında lira değer kaybetmeye başladı. Gazetelerden birinde dolar banknotunun üzerinde George Washington’ın yerine Andrew’nun resmi vardı. O duruşmadan sonra Andrew ev hapsine alındı. Mahallede yaşadıkları evin etrafı bir sürü polis ve güvenlik gücüyle çevriliydi. Hatta bir keresinde tank bile gelmişti. Çünkü bazı insanların onlara zarar vermeye çalışacağı düşünülüyordu, ‘Sizi korumak için bu insanları buraya yerleştirdik’ diyorlardı. Liradaki değer kaybından Andrew sorumluymuş gibi bir hissiyat vardı. Bu da kulağa pek mantıklı gelmiyordu. Türk basınında çıkan bazı haberler onların üzerinde baskı kuruyordu. O nedenle durum daha istikrarlı olsa yeniden Türkiye'ye gitmekten mutlu olurlar.”

"BENCE ANDREW TÜRKİYE İÇİN CANINI VERİRDİ"

Pamela Brunson: “Bence Andrew yeniden Türkiye’ye gidip o ülke için canını vermek isterdi. Hayatını verirdi. Ama çocukları var. En küçük oğlu şimdi büyüyor. Ergenlik yıllarının bir kısmında babası Andrew yoktu. O nedenle bazı problemler yaşadı. Şimdi o nedenle bir süre en küçük oğluna babalık yapmak istiyor sanırım. Ama Türkiye için canını verirdi.”

VOA Türkçe: “Yaşadıkları Türkiye konusunda fikrini algısını değiştirmedi mi?”

Ron Brunson: “Türkiye’yi seviyor. 25 yıl önce gittiğinde nasıl seviyorduysa şimdi de öyle seviyor. Türkiye’ye ya da Türk halkına karşı olumsuz bir his beslemiyor. Onları seviyor.”

"ERDOĞAN VE TÜRK HALKI İÇİN DUA EDİYORUZ"

VOA Türkçe: “Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir mesajınız var mı?”

Ron Brunson: “Türkiye için çok zor bir dönem olduğunun farkındayız. Almak zorunda olduğu zor kararlar oldu. Bir ülkenin lideri olmak, zorluklarla baş etmek kolay değil. Son yıllarda ekonomide de sıkıntılar yaşandı. Üzerlerindeki baskı arttı. Onun için dua ediyoruz. Tanrı ona aldığı kararlarda bilgelik versin diye. İncil’i okurken şunu düşünüyorum. Aslında o da Tanrı’nın elinde bir enstrüman, bir araç. Bir amaç için burada. Biz de onu o şekilde algılıyoruz. Kendisi şu anda çok farkında olmasa da, Tanrı onu oraya bir amaç için koydu. Tanrı’nın ona ülkeyle ilgili, ülkenin bizim onunla ilk tanıştığımız halindeki gibi yeniden istikrarlı ve güçlü bir ülke olması için ne yapılması gerektiği konusunda ona söylediği şeylerle ilgili hassas olması için dua ediyoruz.”

VOA Türkçe: “Türk halkına mesajınız nedir?”

Ron Brunson: “Onlar için de dua ediyoruz. Var olan şeylerin ötesine bakabilmeleri ve Tanrı’nın ülkelerinin geleceği için neler planladığını görmeleri için Tanrı’nın onlara güç ve akıl vermesi için dua ediyoruz. Onları anlıyoruz.”

Pamela Brunson: “Kilisenin kökenleri Türkiye’de. Hz. İsa’nın orada tanınmasını istiyoruz. Onlar için dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Erdoğan’ın da Andrew’nun bırakılmasını istemesinden memnunuz.”

ANNE-BABANIN GÖZÜNDEN ANDREW BRUNSON'UN YAŞAMI

VOA Türkçe: “Bize biraz oğlunuz Andrew’dan söz eder misiniz? Çocukluğu nasıldı?”

Pamela Brunson: “Andrew protestan bir çocuk olarak büyüdü, öyle yetişti. Meksika’da yaşadığımız küçük kasabada evde başka Meksikalı çocuklarla büyüdü. Dışarı çıktığında evin dışında çocuklar ona sopa ve taş atardı. Biz o zaman bunların bizim için problem yarattığının çok farkına varamadık. Andrew’nun azınlık olduğu için gücünün bir kısmını o dönemlerde kazandığını düşünüyorum. Bunun onun üzerinde etkisi oldu büyürken. Lisedeyken bir gece uyandı, o kadar kendini üzgün hissediyordu ki bir tek gerçekten denemediğim Tanrı kaldı dedi. Rehber öğretmenine gitti, yardım istedi. Rehber öğretmeni onunla birlikte dua etti. O an hayatı değişti. O andan sonra kocaman bir ağaç gibi büyümeye güçlenmeye başladı.”

Ron Brunson: “Meksika sınırını geçtiğimizde 1 aylıktı. Dolayısıyla bizim üçüncü kültür çocuğu dediğimiz türden bir çocuk olarak yetişti. Anne-babası Amerikalıydı ama kendisi tam olarak öyle değildi. Ne oraya aitti ne Meksika’ya. Öyle bir ortamda yolunu bulmaya çalışıyordu. Bence anne babaları başka bir kültür ve ülkede çalışan ailelerin çocukları eğer o kültürde dünyaya geldiyse hepsi benzer şeyler yaşıyor. Andrew’nun durumuna baktığımızda, bu farklı kültürde yaşama hali ona güç verdi. Çocuklarımızın hepsi farklı tepkiler verdiler kültürün onlar üzerindeki etkisine. Andrew ise içsel bir güç kazandı. Özellikle de tek başına bunu beceremeyeceğini ve İsa’nın yardımına ihtiyaç duyacağını anladığı andan itibaren kendini İsa’ya vermesi, yaşadığı kültüre ve topluma uyum sağlaması konusunda ona yardımcı oldu, onu daha güçlü kıldı.”

Pamela Brunson: “İki Master bir de doktora derecesi var. İyi eğitimli. Ama bunları hiç gündeme getirmiyor. o sadece hizmet etmek ve Hz. İsa’nın tanınmasını sağlamak için uğraş vermek istiyor.”

"(ANDREW'İ BEYAZ SARAY'DA GÖRMEK) GERÇEKÜSTÜ BİR DURUM'

VOA Türkçe: “Oğlunuzu bir gün böyle Beyaz Saray’da göreceğiniz aklınıza gelir miydi? İzlediniz bugün onu. Neler hissettiniz?”

Ron Brunson: “Gerçeküstü bir durum. Evet oradaydı görüyorsunuz ama bir yandan da ‘Neden o?, Neden orada ki? Biz kimiz de oradayız?’ diye soruyorsunuz. ‘Biz hiçiz, süper güçlü, süper akıllı, süper zengin değiliz, niye oradayız?’ diye soruyorsunuz. Ama Tanrı onu Türkiye’de kullanmayı seçti. İlginç, çünkü İran gibi başka ülkelerden gelenlere bakıyoruz. Bir rahip vardı orada uzun süre kalmıştı, o da Beyaz Saray’da kabul edilmişti. Ama Andrew’nun ki başkaydı. Beyaz saray’a gelmiş Başkan için dua ediyordu. Tanrı ya da Hz. İsa ile ilgili bir şeyler söylemesini bekliyordum ama bunu beklemiyordum. Ama bu onun güçlü olduğunu, ülke ve Başkan için dua etmeye utanmadığını gösterdi.”

"HERKES TÜRKİYE İÇİN DUA ETTİ''

Pamela Brunson: “Bütün bu olanlar içinde bize kar kalan en önemli şey şu. Bütün dünya, binlerce insan Andrew hapiste olduğundan Türkiye için dua etti. Tanrı Andrew üzerinden Türk halkı için adeta bir dua edenler ordusu bahşetti. Daha ne istenebilir ki? Dünya üzerinde birilerinin Türkiye ve Andrew için dua etmediği bir gün olmadı.”

Ron Brunson: “Biz Tanrı’nın Andrew’yu cezaevinden çıkarmanın da ötesinde daha büyük bir gayesi olduğuna inanıyoruz. Onun cezaevinde olmasıyla Tanrı binlerce insanı ya da eşimin deyimiyle dua edenler ordusunu seferber etti bir anlamda. Herkes Türkiye için dua etti. O nedenle Andrew’nun belki de cezaevinde olmasının da böyle bir sebebi ve gayesi vardı. Andrew bir gün cezaevindeyken bir ilahi okuyordu. O ilahinin bir bölümünde Hz. İsa Tanrı ile konuşuyor ve şöyle diyordu: ‘Tanrı’nın bana verdiği bardaktan içmeyecek miyim?’ Andrew dedi ki ‘Tanrı ne istiyorsa o olur’. Yani bir anlamda şunu anladı: ‘Tanrı benim hayatımın geri kalanını hapishanede geçirmemi istiyorsa, geçiririm.’”

"TRUMP OLMASAYDI, ANDREW BUGÜN ÖZGÜR OLMAYABİLİRDİ"

VOA Türkçe: “Başkan Trump için bir mesajınız var mı?”

Pamela Brunson: “Ona çok teşekkür ediyoruz. Bir kişiyi eve getirmek çocuklarıyla kavuşmasını sağlamak için bu kadar yoğun çaba gösterdiği için teşekkür ediyoruz kendisine.”

Ron Brunson: “Başka ülkelerde haksız şekilde alıkonulan, cezaevine konulan insanların ülkelerine dönebilmelerini sağlamak için çok da mücadele etmeyen başkanlar oldu. Ama Başkan Trump ve ekibi, Başkan Yardımcısı Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, senatörler ve Kongre üyeleri perde arkasından Andrew için çok çaba gösterdi.”

Pamela Brunson: “Ron Meksika’daydı, ben Washington’a gittim. Bir senatörün yanına gittim, dedim ki ‘Neden siz de Obama’nın yaptığı gibi yapamıyorsunuz?’ ‘Para verip neden oğlumu geri getiremiyorsunuz?’ dedim. O da bana dedi ki ‘Öyle yaparsak bu diğer ülkelerdeki Amerikalıları rehine ve pazarlık unsuru haline getirir’. Ben de ‘O zaman sakın yapmayın, bunu düşünmeyin bile’ dedim. Trump da söyledi, ‘Anlaşma yapmadık, yoksa bu tehlikeli olurdu’ dedi.”

Ron Brunson: “Başkan Trump’ın Birleşmiş Milletler’de Erdoğan’la bir teması oldu. Bu konuyu konuştular. Sanıyorum Andrew konusunda orada ilerleme sağladılar. Başkan Trump ve yönetimdeki diğer kişilerin çabası olmasaydı Andrew bugün özgür olmayabilirdi. Müteşekkiriz yaptıkları için.”

"EN NİHAYETİNDE KARARLARI ERDOĞAN VERİYOR. OĞLUMUZ KONUSUNDA BU KARARI VERDİĞİ İÇİN MÜTEŞŞEKKİRİZ"

VOA Türkçe: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Türkiye’de yargı bağımsızdır, bağımsız olarak karar verir’ diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?”

Ron Brunson: “Öyle diyor ama biz Türkiye’de işlerin nasıl yürüdüğünü biliyoruz. Onun sözünün Türkiye’de kanun olduğunu biliyoruz. O ne isterse, o şekilde oluyor. ‘Kanuna saygı gösteriyoruz’ diyebilir ama en nihayetinde kararları Erdoğan veriyor. Ona da oğlumuz konusunda bu kararı verdiği için müteşekkiriz. Tanrı’nın ona, Andrew’nun serbest kalması için sebepleri görebilmesi için irfan vermesi için dua ettik. Bu Türkiye’nin de yararına olacaktı.”

"TÜM MASUM İNSANLAR ÖZGÜR KALMALI"

VOA Türkçe: “Son soru. Türkiye’de tutuklu bulunan diğer Amerikan vatandaşları ve diplomatik misyonun yerel çalışanları için bir şey söylemek ister misiniz? Onların serbest kalması için de Başkan Trump’ın devreye girmesini ister miydiniz?”

Pamela Brunson: “Onların da ailelerine kavuştuğunu görmek isteriz. Onların durumunu bilmiyorum. Ama tüm masum insanların özgür kalabilmesini isteriz. Kurunun yanında yaşın da yandığını biliyoruz. Türk ya da Amerikalı, masum olan herkesin serbest kalabilmesini umuyoruz.”

Ron Brunson: “Umudunuzu kaybetmeyin derdim. Çünkü bu yönde çaba sarf eden bir yönetim var. Umudu kaybetmeyin, onlar için çaba gösterenlere de dua edin. O zaman Tanrı kapıları Andrew için yaptığı gibi açar. Bütün çabanın arkasında Başkan Trump’ın olduğunu biliyoruz, o nedenle sonsuza kadar kendisine müteşekkiriz.”



Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha

YORUMLAR

Toplam: | Gösteriliyor:





SONBİLGİHABER
cron