15 Temmuz'da neredeydim

15 Temmuz'da neredeydim

05.11.2017 - 14:38 - 1 58

(Bu yazı, sıra sıra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almaya başlayan FETÖ’cülerin yalanlarına hala inananlar için yazılmıştır.)

21 Nisan 2009 sabahına, mesleki geleceği parlak, geçmişinde vatanına ve milletine ölümüne hizmet etmiş, kendi halinde bir aile babası olarak uyandım. Ve aynı günün akşamına, hayatım bir daha asla aynı olmayacak şekilde bambaşka bir yola girdi. Çünkü aynı gün, Poyrazköy olarak anılan mevkide konuşlu SAT Komutanlığının çok yakınında, bugün tamamı ya yurt dışında kaçak ya da cezaevlerinde olan FETÖ’cü yargı ve Emniyet mensuplarının eşliğinde silah ve mühimmat aramaları başladı.

2-3 saat içinde çamurların içinden sırılsıklam çıkardıkları mermi, işaret fişeği ve bir kısmının kullanım ömrü geçmiş bir kısmı da boş LAW roketleriyle, bazı SAT subaylarının hükümeti devirmek üzere suikast düzenleyeceklerini söylediler. Siz buna hiç düşünmeden inandınız. Sırf bu yalan ve kumpaslar yüzünden silah arkadaşlarımız ömürlerinin beş yılını cezaevlerinde geçirdi, bazılarınızın umuru olmadı.

NASIL OLDUYSA TÜRKİYE'DE ADALETİN YOLUNDA GİTTİĞİNE İNANIVERDİNİZ

Cezaevine girmeden önce kapı kapı dolaşıp iftiraları anlatmaya çalıştık, kimileriniz, “Oh olsun,” dedi. Balyoz yalanıyla yüzlerce subay TSK’dan tasfiye edildi, “Türkiye normalleşiyor,” dediniz. “Bu deliller sahte, büyük bir yalana alet oluyorsunuz,” dedik, “Biz Ankara’da ne tatlılar yiyoruz, bir bilseniz,” dediniz. Ömrümüzün önemli bir bölümünü ailelerimizle birlikte hapishanelerde geçirdik, intihar eden, hayatını kaybeden, kanser olanlar oldu, “Mermiye kafa attı,” dediniz.

Biz sabırla memleketin güzel günler görmesini beklerken, kendi canı yanınca kumpası anlayıveren birilerinin, namlunun ucunun kendisine dönmesi sayesinde nasıl olduysa serbest kalıverdik. Bir zamanlar bizlere darbeci, suikastçı, çocuk katili dendiğinde inanmıştınız, nasıl olduysa Türkiye’de adaletin yolunda gittiğine de inanıverdiniz.

Hapisten çıktık, yine durmadık. Yazdık, çizdik, konuştuk; “Bize kumpas kuran ihanet şebekesi, memleketimizin insanına zarar verecek, bunlar darbe yapacaklar,” dedik. Ama buna inanmadınız. Sonra 15 Temmuz geldi. 249 vatandaşımızı şehit eden, yüzlercesini sakat bırakan TSK’daki FETÖ unsurları bir bir uçaklarından indi, tanklarından çıktı, silahlarını bıraktı. Birileri bu duruma “Aldatıldık,” dedi, siz ona da inandınız. Şimdi bu hain şebekenin unsurları, o uçakları kullanmamış, bombaları halkın üstüne atmamış, vatandaşına kurşun sıkmamış gibi savunma yapıyorlar ve siz gözünüzle gördüğünüze inanmak istemiyorsunuz.

FETÖ’nün yurt içi ve yurt dışındaki sosyal medya çakalları, basındaki yandaşları ve bu hainleri herhalde özgürlük savaşçısı sanan zeki görünümlü aptallar sayesinde şimdi de, bizlere işkenceci, tecavüzcü demeye çalışıyorlar ve nasılsa sizin aklınız birden bire karışıveriyor.

BAZI GERÇEKLERİ AÇIĞA KAVUŞTURMAK GEREKİR

15 Temmuz, o güne gelineceği defalarca söylenmesine, adeta yalvarırcasına anlatılmasına karşın inanmak istemeyenlerin sayesinde gelinen bir kalkışmadır. Bugün bu kalkışmanın ekmeğini yine o inanmayanların yemesine de hiç şaşırmıyor ve yine her söylenene inanıyorsunuz. Neye inanıp neye inanmayacağınız sizin bileceğiniz bir şey ama iftira atıyorsanız orada bazı gerçekleri açıklığa kavuşturmak gerekir diye düşünüyorum.

15 Temmuz 2016 tarihinden bir hafta önce ailemle Marmaris’te tatildeyken, (Hayatımı tamamen açık yaşadığımdan herkesin ulaşabileceği aliturksen Instagram hesabımdan o tarihteki tatil fotoğraflarımızı görebilirsiniz,) aynı gün İstanbul’a dönüş yolculuğumuza başladık. Eşimin ve benim ailelerimizin yaşadığı Gölcük’te akşam molası verdiğimiz saatlerde 15 Temmuz kalkışması başladı. Olayın FETÖ’cü bir kalkışma olduğunu anlar anlamaz, emekli olmama karşın aklım ve kalbimin hep birlikte attığı, bir kısmıyla da cezaevlerini paylaştığımız SAT Komutanlığındaki silah arkadaşlarımı aradım.

Genelkurmay Başkanlığından teamüllere aykırı olarak bir emir gelmişti. Dilimin döndüğünce bunun yasa dışı bir hareket olduğunu anlattığım silah arkadaşlarım durumu zaten çoktan çözmüşlerdi ama ortada daha vahim bir durum vardı. SAT Komutanlığının cephaneliği ve silahlığı, yıllarca omuz omuza görev yaptığımız bir kısım sözde silah arkadaşımız tarafından mesai saati sonrası kilitleri kırılarak soyulmuş, adeta talan edilmişti. Daha sonra tamamı Akıncı Üssü ve Cumhurbaşkanına suikast timinde kullanılacak, masum vatandaşlarımızı ve Emniyet mensuplarımızı şehit edecek silahların bir kısmı ve bunları kullananlar maalesef aramızdan çıkmıştı.

KİMİN KİM OLDUĞU BELLİ OLMAYAN BİR ORTAMDA DAVET BEKLEMEYE GEREK YOKTU

15 Temmuz günü kalkışma başladıktan birkaç saat sonra SAT personelinin önemli bir bölümüne ulaşılamıyor, çalınan silah ve mühimmatlarla ne yapılacağı bilinmiyordu. O saat itibariyle nerede olduğu henüz bilinmeyen aynı hainler birkaç saat içinde geri dönebilir ve olmadık olaylara sebebiyet verebilirlerdi. Ne acıdır ki, yanındakinin kim olduğundan emin olamayacak Türk askeri için tek güvenebileceği, birliğini, silahını, namusunu korumak için destek alacağı insanlar da kumpas davalarla rüştünü ispat etmiş bizlerdik. Kimin kim olduğu belli olmayan bir ortamda bir davet beklemeye gerek yoktu. Yıllarımı verdiğim SAT Komutanlığına gidecek ve silah arkadaşlarımın yanında olacak, ne gerekiyorsa yapacaktım. Olağanüstü zamanlar, olağanüstü kararlar gerektiriyordu ve bu durum olağanüstü olmayı da geçmişti.

Aynı benim gibi, o gece askeri birliklerin kapısına dayanan binlerce vatandaşın arasında yer alan, Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi davalarla yıllarca hapis yatırılan emekli asker mağdurlar bu kez, hayatlarını da hiçe sayarak, gelişine kimseyi ikna edemedikleri bir kalkışmayı durdurma görevini icra edeceklerdi. Evet, hem de emekli olmalarına karşın. Bazıları buna “derin devlet” dese de, biz ona, vatan sevgisi ve silah arkadaşlığı diyecektik.

Kararımı verdim ve beylik tabancamı yanıma alarak, neyle karşılaşacağımı bilmeden, belki de hayatıma mal olabilecek bir olaya müdahale edebilmek için İstanbul’a doğru yola çıktım. Sabah saatlerine doğru hala İstanbul’a girmeyi başaramasam da bir arkadaşımın yardımıyla Kadıköy’e vardığımda hava neredeyse aydınlanmak üzereydi. Aslında olan çoktan olmuş, kalkışma soğumaya yüz tutmuştu. Ancak o an bunu bilmek elbette mümkün değildi.

O MAHKEME SALONLARINDA SÖYLENENLERE DE İNANDINIZ

Karadan SAT Komutanlığının bulunduğu Beykoz’a gitmek imkansız olduğundan bir dostumdan aldığım dıştan takma motorlu lastik botla günün ilk ışıklarında İstanbul Boğazı’nı kuzeye doğru denizden kat etmeye başladım. Yüzlerce, belki binlerce kez geçtiğim İstanbul Boğazı ve iki kıyı ilk defa bu kadar boştu. Ne yazık ki Çengelköy’den geçerken silahlı çatışmaların hala devam ettiğini de duydum. SAT Komutanlığına vardığımda hava aydınlanmış, durum da biraz daha ortaya çıkmıştı.

Kamera kayıtlarına da yansıyacak şekilde, cephanelik ve silahlık hain eski silah arkadaşlarımız tarafından soyulmuş, başka birliklerden gelen FETÖ’cü öteki hainler eliyle askeri araçlara yüklenmiş, Atatürk Hava Meydanında bekleyen askeri uçaklarına binenler, göreve gider gibi halkına ve ülkenin Cumhurbaşkanına kurşun sıkmaya Akıncılar ve Dalaman’a gitmişti. O sırada çoğuna ulaşılamayan bu hainlerin bir kısmı daha sonra mahkeme salonlarında bu emri komutanlarından aldıklarını söyleyecek kadar alçaklaşsa da, hepsi birer birer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almaya başladılar. Belli ki sizlerin bazıları o mahkeme salonlarında söylenenlere de inandınız.

BİZ SİZLERLE YILLARCA SİLAH ARKADAŞLIĞI YAPMADIK MI

Ve şimdi siz, muhtemelen müebbet hapis cezası alacak bir müfterinin, dava dosyasına yansıyan yalan ifadesine de kayıtsız şartsız inanmak istiyorsunuz. Aynı müfteri, yıllarca silah arkadaşlığı yaptığımız, gerektiğinde sırtımızı dayayacağımız ve aşağıdaki konuşmaların geçtiği bir hainken hem de:

SAT- Biz sizlerle yıllarca silah arkadaşlığı yapmadık mı? Size abilik-kardeşlik yapmak dışında bir günden bir güne kötü söz söyledik mi?

FETÖ’cü müfteri (FM)- Hep iyi davrandınız, sizden hiçbir kötülük görmedim.

SAT- Bizleri yıllarca hapislerde yatıracak, çoluğumuzu çocuğumuzu perişan edecek bu kumpasları bize siz kurmadınız mı?

FM- Evet, biz kurduk.

SAT- Hem bunları yapıp hem de gözümüzün içine baka baka bizleri cezaevlerinde ziyarete gelmediniz mi?

FM- Evet, geldik.

SAT- Peki siz bunca hainlik bir yana kendi halkınızın üzerine kurşun sıkacak hale nasıl gelebildiniz? Hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

FM- Bu kadar olacağını düşünmemiştim. Beni askeri okula Fethullah Gülen Cemaati soktu. Bana cemaatimden emir gelince düşünmem, sadece yaparım. Ben böyle yetiştirildim.

SIRADAN BİR HAYAT YAŞAMADIM, SIRADAN BİR HAYATA DA DEVAM ETMİYORUM

Şimdi siz, bu cevabı verebilen FETÖ’cü hainlerin iftiralarına inanmak istiyorsanız diyeceğim bir şey olmaz. Öte yandan aynı iftiraları dikkate alan Beykoz Cumhuriyet Savcılığının hakkımda soruşturma açtığını ve yapılan soruşturma sonunda Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararını (KYOK) verdiğini de bilmeden sağa sola, en hafifinden, ütopik yazılar yazarsanız, ya safsınızdır ya salaksınızdır ya da gerçekten siz de FETÖ’cüsünüzdür.

Kendilerine güvenilebilecek SAT personeli gelene kadar, emekli olmama karşın ölümü göze alarak gittiğim SAT Komutanlığında geçirdiğim iki günün sonunda Emniyet mensuplarına Cumhuriyet Savcısı eşliğinde teslim edilen ve hiçbir darp izi olmayan bu hainleri, gerek yurt içindeki gerek yurt dışındaki sosyal medya hesaplarından destekleyen FETÖ’cü hainlere itibar edecekseniz, Allah yolunuzu bahtınızı açık etsin demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Sıradan bir hayat yaşamadım, sıradan bir hayata da devam etmiyorum. İYİ Partiyle çıktığım yeni hayatımda siz ne hainlik yaparsanız yapın ya da neye inanmak isterseniz isteyin, dün olduğu gibi bugün de ülkem ve milletim için canımı vermek üzere görev yapmaya devam edeceğim. Benim bağlı olduğum bir cemaat, tarikat yok. Ancak aldığım eğitim ve terbiye, olağanüstü durumlarda olağanüstü davranabilmeyi gerektiriyor. Sizin dünyanızda bunun adı ne bilemem ama benim dünyamda bunun adı vatan sevgisidir.

Saygılarımla kamuoyuna duyurulur.

Ali Türkşen - Emekli Deniz Kurmay Albay



Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha

YORUMLAR

Toplam: | Gösteriliyor:

SONBİLGİHABER
cron